Sütçü sığır işletmelerinin başlıca kazanç noktası “Sürü Yönetimi”dir.  Sürü yönetimi işlerin bir düzen içerisinde, sırasıyla ve eksiksiz yapılmasıdır.  Sürü yönetimi bütünlük içerisinde düşünülmelidir.  Bir ihmal, bir eksik mutlaka işletmeye zarar olarak geri döner.

Sürü yönetimi “ölçülebilir”  yararları birlikte getirir.  Daha çok süt, daha çok buzağı, daha az hastalık, daha az antibiyotik kullanımı, dolayısıyla karlı bir işletme ancak uygun sürü yönetimi teknikleriyle mümkündür.

Sürü yönetiminin temel ilkeleri:
Birinci olarak  ” Kuru ve Temiz” ilkesini sayabiliriz.  İkincisi ” İyi Kayıt, İyi Gözlem”dir. Diğerlerini şöyle sıralayabiliriz; işlerin aynı sırayla, aynı şekilde yapılması, açık büfe yemleme, artmayınca yetmez, soğuktan korkma sıcaktan kork.

İnşaat esnasında başlayan bir süreç olarak kabul ettiğimiz sürü yönetimi aşağıdaki uygulamaların bütünüdür.

Buzağı bakımı, uygun yemleme programları ve teknikleri, uygun aşılama programları, meme yangısıyla mücadele için yapılması gerekenler, doğru sağım tekniği, stresle mücadele için alınması gerekli olan önlemler,  iyi kızgınlık takibi ve loğusa takip programı.

Bunların herhangi birinin ” daha az önemde” olduğunu düşünmek ” sütü delik bir kovaya sağmak” ile aynı sonuçları getirir.  Kayıplar ve zarar.

Sürü yönetimi ilkelerinin doğru uygulanması ” ölçülebilir” kazançlar getirdiği gibi, uygulamadaki eksiklikler ise ” ölçülebilir” zararlar getirir. Daha az buzağı, daha az süt geliri, daha çok hastalık, sürüde kısa süre kalan, üç memeli, topal, döl tutmayan inekler, öksüren buzağılar, çok yorulan ama başarılı olamayan çalışanlar ve mutsuz sürü sahibi.

Bu sebepten; kazançlı, sağlıklı ortalama ömrü uzun bir sürü ve dolayısıyla mutlu bir sürü sahibi olabilmenin yolu sürü yönetimi ilkelerine bağlı kalmaktan geçer.

Sırasıyla temel konulara göz atalım;
Doğum ayrı bir bölmede olmalı, daha önce diğer ineklerden ayrılan inek, mümkün olduğunca geniş bir doğum bölmesine konulmalı, doğum esnasında müdahale etmek için acele edilmemelidir.  Holstein ırkının çok süt vermesi gibi olumlu özelliğinin yanında, düvelerinin güç doğum yapması gibi olumsuz bir özelliği vardır.  Bu durumda bile, düvelerde güç doğum ortalaması %9 olup, % 91 oranında düvenin müdahalesiz doğum yapma ihtimali vardır. Holstein ineklerde ise güç doğum oranı sadece %3 olup, diğer bir deyişle müdahalesiz doğum yapma ihtimali %97 dir.  Doğum esnasında inek veya düveye ıkınma, sancılanma ve kendi kendine doğurma şansı verilmeli, ancak; gözlemek suretiyle gerektiğinde müdahale edilmelidir.  Müdahale ile yaptırılan doğumun ardından rahim iltihabı sorunu ile karşı karşıya gelmek kaçınılmaz sonuçtur.   Yine de müdahale etmek gerektiğinde temizlik kurallarına uyulmalı, eldiven giyilmelidir.  Yeni doğmuş buzağının göbek kordonu temizlenip dezenfekte edilmeli, derhal antiserum uygulanmalıdır.  En önemli konu buzağıya ağız sütünün içirilmesidir.   Ağız sütü mümkün olan en kısa sürede, en az 2 litre olmak üzere, sabırlı davranarak içirilmeli, ağız sütünün içirilmesi işi ciddiyetle takip edilmelidir. Çünkü buzağının ilk 12 saat içinde en az 6 litre ağız sütü alması gerekir.  Buzağılara süt veya buzağı maması verilmesi su ihtiyacını azaltmaz.  Önünde her zaman taze, temiz su bulundurulmalıdır.  Buzağıların ishallerini önlemenin yolu biberon ve kovaların, aynı zamanda barınaklarının ” Kuru ve Temiz” olmasından geçer.

Buzağıların kaybına sebep olan iki problem vardır.  Biri ishal, diğeri öksürüktür.  Öksürük yani solunum yolu enfeksiyonu genellikle birinci ayı takiben görülür.  Çoğunlukla sütten kesme programının yanlış uygulanması sonucunda zatürre’den buzağı kaybederiz.

Demek ki; sütten kesme programına uygun hareket etmemiz gerekir.

Düveler masrafla elde edilmiş, sürünün geleceğini oluşturan hayvanlardır.  Süt vermeye başlamaları için geciktirilmeden gebe kalmaları sağlanmalı, 14 aylıkken, 375 kg canlı ağırlığa ve 127 cm yüksekliğe ulaştıklarında tohumlanmaları için hazır hale getirilmelidirler.  Böylece 23 aylık olduklarında doğum yaparak süt vermeye başlamaları mümkün olur.

Sürü yönetiminin diğer önemli noktaları kaliteli kaba yem, kaba yemin kesintisiz temini, kaliteli selülozun değerini bilmek ve dengeli yem formülüdür.  Bunun bütününe ” yemleme yönetimi” adını verebiliriz.  Sığırların beslenmesi basit bir “rasyon” programı değildir.  Yemleme yönetimi esasları göz ardı edilmemelidir.  Yemin hazırlanması, dağıtılması, hammaddelerin özellikle kaba yemin stoklanması, artan yemin kontrolü, verilen yoncanın biçim zamanı, silajın kuru maddesi, karışımdaki selülozun kalitesi ve ineğin sindirebildiği rasyon tamamen yemleme yönetimini oluşturan unsurlardır.

İneklerin doğuma 2 ay kala, en azından 45 gün kala kuruya ayrılması öngörülür.  Ancak; doğuma 3 hafta kala geçiş dönemi yemlemesine geçmek tavsiye edilen önemli bir uygulamadır.  Bu dönemde kesinlikle ” şişman inek” istemeyiz.  Doğumu takiben şişman inekler bize problemler çıkarmaya hazırdır.

ABD’de uygulanan ve başarısı kanıtlanmış ” Loğusa İzleme Programı” nın ülkemizde de yerleşmesi büyük yararlar sağlayacaktır.  Bu programı uygulayan ABD işletmelerinde,  diğerlerine oranla ortalama 1 ton daha fazla süt elde edilmiş ve inekler 28-30 gün daha önce döl tutmuşlardır.

Kızgınlık kontrolü, son yıllarda, daha çok önem kazanmıştır.  İneklerin süt verimlerinin artması kızgınlık gösterme sürelerinin azalmasına ve kızgınlığın daha ” gösterişsiz” olmasına yol açmıştır.  Her işletmenin kızgınlık izleme programı olmalı ve eksiksiz uygulanmalıdır.  Tohumlama konusunda geç kalmaktansa, biraz erken davranmak daha olumlu sonuçlar vermektedir.  Spermanın döl yolundaki ömrü yumurtanın ömründen daha uzundur.  Başka bir deyişle, erkeğin randevu yerinde kızı beklemesi gerekir ve buna göre davranılması başarılı sonuçlar verir.

Stresi yönetmek sürü yönetiminin önemli bir parçasıdır.  Stres, konforu ve ineğin rahatını bozan her türlü etmendir. Stres hormonunun salgılanmasıyla birçok hormon baskı altına girer.  Ani değişiklikler, nakliye, yer değiştirme, kötü havalandırma, rahatsız yatma yerleri, kötü zeminler, gürültü, insanların kötü muamelesi strese sebep olur.   Stres ” daha az verim”, ” daha çok hastalık” demektir.

Barınakların yapım aşamasından itibaren stresle baş edecek şekilde düşünmek, planlamak gerekir.  Doğal ve mekanik havalandırma, serinletme, ineklerin konforu en başta düşünülmelidir.

Kuru sağım, ya da susuz olarak memeyi sağıma hazırlama tekniği ABD’de iyice yerleşmiş bir uygulamadır.  Kuru ve temiz ilkesine de uygundur.  Ön daldırma ve son daldırma ile birlikte uygulanan bu sağım yöntemi işletmenin sağım odasına “standart uygulama” olarak yazılı bir şekilde asılmalıdır.  İşletmede belli aralıklarla Toplam Bakteri ve Somatik Hücre sayımı yapılmalı, işletmenin durumu gözlenmeli, problem en başından alınacak önlemlerle, büyümeden çözülmelidir.

Sürü yönetiminin en önemli parçası ” Koruyucu Hekimlik”tir.  Tohumlamada doğru boğa seçimi, barınak dizaynı, uygun yemleme programı ve aşılama programı koruyucu hekimliği oluşturur.  Aşılama programı eksiksiz uygulanmalıdır.  Önlemek ucuz ve garantilidir.  Hastalıkları tedavi etmeye çalışmak ise pahalı ve her zaman başarılı olunamayacak bir uygulamadır.  Özellikle işletmede antibiyotik kullanımına ve bu antibiyotiklerin hangi vakalarda kullanıldığı konusuna dikkat edilirse, bunların koruyucu hekimliğin ihmaliyle başa gelen problemler olduğu görülecektir.

Sürü yönetiminin başarılı olarak sürdürülmesi ve sonuç olarak karlı bir işletmeye sahip olunması için; kaliteli kaba yemin, yemleme yönetiminin, koruyucu hekimliğin, loğusa takip programının, kızgınlık izleme programının, buzağı büyütme ve sütten kesme yöntemlerinin, doğru sağım tekniklerinin, kritik kontrol noktalarının öğrenilmesi, uygulanması ve bu konuda ciddi bir şekilde eğitim görülmesi şarttır. 

Mutlu sürü sahibi olmanın temeli sürü yönetiminin eksiksiz uygulanmasına dayanır.